Sunday, 17 April 2011

eylem, film festivali ve reha'sız erdem üzerine

Şu son haftada anlatacak tonlarca şeyim var aslında, gittiğim filmlerle ilgili uzun uzun yorumlarımı yarınkileri de izledikten sonra yapacağım. Bugün burada toplanma amacımız ise:

  1. Bu gün Galatasaray Lisesi'nin önünde başlayıp, kocaman olan YGS'deki şifreye karşı yaptığımız eylem.
  2. AFM Fitaş'ta Salon 1'in sinema koordinatörü (ya da işte mesleğin her neyse ciğerim) olan güzel mi güzel bir insandan bahsetmek.
Hani sıkılmayın diye konulara ayırdım, içindekiler listesi dermişim. Ehe.

Eylem'den başlayalım, aslında bu ilk başta TKP gençlik kolunun organize ettiği bir olaydı. Sonra büyüdü büyüdü, caddelere sığmadı taştı. Yok o kadar değil de, yürürken Galatasaray Lisesi'nden Meydana kadar upuzuuun bir kortejdik böyle.

Neyi protesto ediyoruz? Milyonlarca insanın emeğinin çöpe atılmasını, şifreleri saçmasapan sınav sistemini. Ne istedik bu eylemle? Ali Demir -kendisi biricik ÖSYM başkanımız olur- istifa etsin istedik, ve YGS adaletli bir şekilde gerçekleşsin. Şifreler ona buna satılmasın, her seferinde cemaat kazanmasın.

Anadolu yakasından gelecek olanlar geç kaldılar; çünkü belediye gelmesinler diye vapur seferlerini iptal etmiş. Sonra KESK ya da DİSK ya da EĞİTİM-SEN hangisi bilmiyorum karambole gitti, onlara otobüs yolladı ve 2 gibi gelebildiler. 

Bir sürü insan doğaçlama konuşma yaptı, çok güzel konuşanlar da oldu, saçmalayanlar da. Nefis pankartlar vardı. "Mod-medyan, akp yaylan", "Bir Bilen, bir Gülen bilir." gibi gibi gibi. Medyaya yansır iki güne, takip edin ettirin, sonrakilere bekleriz.

Fotoğraflara ulaşamadım ama şöyle nefis bir vidyo var:

İkinci önemli konumuz ise, geçen hafta pazar günü benim İki Escobar'a geç kalmamla başlıyor. İçeri girmek için çalışanlarla konuşurken, bir çalışan daha geldi. Of nası ilginç dimi, acayip senaryo. Neyse kolu kırık böyle bir çocuk, çocuk ama. Dermişim değil de, ben bunu !Fte te görmüşüm zaten daha önce. Sonuçta geç kalanları almayacağını söyledi, "Milliyette benimle ilgili bilmemkaç paragraf köşe yazısı yazdılar, insanlar şikayet ediyor." dedi. Paragraflar sana feda olsun dedim, şimdi paragraf yazıyorum.

O gün Berkant, filmin yönetmeni bir de, festivalle ilgili önemli biri-sadece önemli biri olduğunu hatırlıyorum ama niye bilemedim şimdi- oturup iki saate yakın muhabbet ettik, keyifliydi güzeldi. Bence öyleydi yani.

Kendisi,kendisi dediğim Berkant işte, güzel biri dediğim gibi, üç yıldır çalışıyormuş zaten IKSV'de. Kısa film çekiyor bir de. Ve güzeller, o yüzden sizi şöyle alıyorum. Önerecektim şimdi, ama üçü çok farklı birbirinden ve hoşlar o yüzden girin takılın bakın izleyin. Zaten kısalar. 

Zaten sürekli filme gidiyorum, AFM Fitaş'ın kadrolu elemanı oldum.Salonu filan kapatıyoruz-ben değil gerçi Berkant da-, karanlık filan. Anlarsınız ya; ))))
Komikli şakalar böyle. Espriler şakalar. Gülüşmeler.

Film festivali heyecanına, bir de IKSV'nin tatlı kadrosu, çalışanları eklenince çok daha heyecanlı bir festival oldu. !F'in kadrosu çok tatlı daha güzel organizasyon diyorsun ama
!F'e geç kaldım mı? Hayır.
!F'te aynı salondaymışız, konuştuk mu? Hayır.
 O yüzden neymiş. Film Festivali'nin 30. yılı çok özel güzel geçiyor. Yarın son işte.

Filmleri dediğim gibi, ya yarın ya da pazartesi anlatıcam. Zaten 18iyle beraber bir hafta paskalya tatilim var. Orada da çalışmayı düşünüyorum, bir yerde çeviri yapacağım. 

Mektup heyecanı her yeri sarmış durumda şu sıralar. Posta kutusuna sürekli bir şeyler geliyor ben sevinçten zıplıyorum evde. Cevabı da yazdım, en kısa zamanda postaya vereceğim.
Yazıyı cuma yazmışım gibi düşünmeniz gerekiyor bir de.

-Devamını görmek için lütfen üye olunuz.-