Thursday, 17 March 2016

düşünüyorum, öyleyse vurun!*

Biz daha ilerisi için şu anı satmayı öğreten bir kültürle büyüdük hep.
Gelecek için okumalıydık ama bu ülkede "iyi" okuyabilmek için zamanımızı vermek yeterli değildi. Zamanını veren milyonların içinden sıyrılmak bir de para verince oluyordu.

Milyonlar önlerine koyulan seçeneklerin arasında doğruyu arıyordu ama yeni bir seçenek yaratan azdı. Yaratılan yeni seçeneklere de hep bir kulp bulduk, yeni fikirlere hep soğuk yaklaştık, farklılığı yadırgadık. Kendi farklılıklarımız görünmesin diye kendi gruplarımızı yarattık hep, çünkü yalnızlık bizde güç değil eziklikti. Bizim grubumuz sizinkinden hep daha iyiydi.

Karşımızdaki insanların güçlü yönlerini öne çıkarmak yerine, onların eksiklerini yüzlerine vurduk; onlar düştükçe biz yükseldik adeta. Söylediklerimiz maskeler üstüne maskeler, gizler üstüne gizler, samimiyet içtenlik demekti, ama o kadar maskenin ardından içimize ulaşmak zor geldi.

Aristo "İnsan konuşan hayvandır." dedi, biz o kadar çok konuştuk ki düşünmeyi unuttuk. Aristo "İnsan düşünen hayvandır." da demişti, kendimize ayırdığımız cüz'i miktar zamanda düşünmeyi hatırladık belki, kendimizi dinledik var olduk, o kadar tatlı geldi ki bir anda "olmak", başkalarıyla paylaşmak zor geldi bu sefer.

Düşünüyorum öyleyse varım diye kapatabilirdim ama düşünenler hiç barınamadı buralarda biz hep vurmayı seçtik.
Bunları yazarken Chris Stephenson'un haberleri çıktı karşıma, bir şekilde de tesadüfen Bilgi Üniversitesi'ndeki konuşmasına denk geldim önce saygı duydum sonra yaşadığı duruma içten üzüldüm. Vaktinizi ayırmanızı tavsiye ederim.
Buradan izleyebilirsiniz.

Düşünceye çok az önem veriyoruz,
ve hep "ben" derken ötekini unutuyoruz.

*İlhan Selçuk'tan.

No comments:

Post a Comment