Tuesday, 26 June 2012

şarkıları seviyoruz, çünkü onları yaşıyoruz.

Bu söz aslında hemen yatağımın yanında asılı olan fotoğraftaki çocuğun dövmesi. Levi'sın fotoğraf yarışmasında ikincilik kazanan bir fotoğraf.

Sanırım 4 yıla yakın süredir aynı yerde asılı duruyor ama bikere bile bakıp düşünmemiştim. Şu an Paranoid Android çalıyor mesela. Bu şarkıyı seviyorum, çünkü yaşadım. Geçen yaz sabaha karşı bir arkadaşımla oturup yaptığımız bir konuşmayı hatırlatıyor bana. Ambition makes you look pretty ugly diyor ve üzülüyorum. Çünkü böyle, insanlar geliyor aklıma, eski arkadaşlarım geliyor.
When I am king, you'll be first against the wall diyor ve kızıyorum ya da ne bileyim rain down derken düşünüyorum hadi artık diyorum. Geçsin istiyorum.

Ve düşünüyorum ki hepimiz şarkılarla büyüyoruz, ayrılıklarda düşünüp üzüldüğümüz şarkılar var eşlik edip dans ettiğimiz şarkılar var müzik bir şekilde herkesin hayatında var.
Bazı insanlar kendilerini bunun üzerinden tanımlıyorlar mesela. Giyiniş tarzları, yaşayış biçimleri dinledikleri müzik ve ait oldukları grup çevresinde şekilleniyor.

Şarkıları seviyoruz, çünkü onları yaşıyoruz. Onları paylaşmak istemememiz de bu yüzden. Başkaları sevsin istemiyoruz, bizim olsun, anılarımızla bir kutuya kapatalım istiyoruz. Popülerliği de bu yüzden sevmiyoruz aslında çünkü bize özelin elimizden alınması ve bunu durdurmak için yapabileceğimiz hiçbir şey olmaması gibi hissettiriyor.

Mesela bir şeyi sürekli dinledikten sonra, bir kenara atıyoruz. Ama kızmıyor kimse bize, en özgür seçimleri de müzikle yapıyor insan. Ayrıca sen istemeden seni terk etmiyor asla, sıkıldım, olmuyor demiyor.

Street Spirit mesela, kafamda tek bir sahne. Muse Breaks'in hatırlattığı tek bir şey var.
Keşfettim işte, en saf sevgi bu.
Müzik.
Hangi türde olursa olsun, her şarkının her melodinin bir çağrışımı var, çünkü şarkılarla yaşıyoruz.

Keşke herkesi ve her şeyi bu kadar saf, özgür ve yaşayarak sevebilsek.
Şarkıları seviyoruz, çünkü onları yaşıyoruz.

No comments:

Post a Comment