Sunday, 24 October 2010

Benim Bir Bisikletim Var

Hani okul başladı ya, hani sınavlar da başladı. Hani insanlar zorlanıyor filan. Matematikten 97, Fizikten 95 aldımm oluuum. Ama yarın coğrafya sınavı var ve kendileriyle hiç iyi anlaşamıyorum ben.


Ama şu an demek istediğim bunlar değil, kardeşimle İstanbul Modern'deki Mangayı Keşfet sergisine gittik. İkimiz de Japonlara bir kez daha aşık olduk. Heyecanla Dünya'yı ele geçirmelerini bekliyoruz.

Daha motordayız inanılmaz bir heyecanla Karaköy'e gidiyoruz. 

 Threesome dermişim ehhe, çok sevdim bu fotoğrafı nedense.

 Bu da Bleach'ten. Adamlar resmen biliyor çizmeyi.

 Empty Spaces.


 Böyle tüm animelerden küçük fotoğrafları birleştirip Naruto yapmışlar.



Burası da tüm sergi alanının tavanı, odama da istiyorum bundan.

Oda Eiichirō'nın skeçleri.

Fotoğraf demişken, okula fotoğraf makinemi götüreyim dedim. Ergen attacks oldu, Şöyle fotoğraflar çektik:

"I've got a Bike, you can ride it if you like."

Dermişim mesela. 

"Ya bi git."

Canımsın.

Şu yazmadığım 3 hafta içindeki en süper mükemmel olay da iki gün önceki The Spirit of Pink Floyd Show'du. Herkes tribute gruplarının ne kadar gereksiz, ve orjinallikten yoksun -adı üstünde tribute lan nesi orjinal olucak- olduğundan bahsediyordu ama sırf Pink Floyd'u canlı dinleyebilmek için bile değerdi konsere.

I'll see you on the dark side of the moon.

Shine On You Crazy Diamond'la girdiler, Another Brick in the Wall'la bitirdiler. High Hopes çalmamaları üzdü ama gerek Learning to Fly gerek Time gerekse Echoes'la hepsini kapattılar.

3 gibi konser bitti benim sabah 7de antremanım vardı. Babamı aradım eve gelmeme gerek yok dedim, Efeyle sabaha kadar civarlarda takıldık. 5 gibi boğaya çıktım. Öyle keyifli iki gün geçirdik. Tek problem soğuktan donmamızdı. O da olsun be hacııı.

Şimdi gündem piçliği yapıp Galatasaray-Fenerbahçe maçını izlemeye gitmeliyim. Malum Fener yenerse okula forma atkı filan sarı-lacivert gitmek lazım. Feysbuk statüme de maçla ilgili şeyler yazmalıyım. Sonra coğrafya sınavına da çalışmadım, bilgisayardayım yeaaa diye triplere girmem gerek.

Hepinizi salonda seviyorum.
Gudnayt.

Wednesday, 6 October 2010

Başlık Bulmakta Hep Zorlanmışımdır Zaten

Ben domatesi ısırarak yerim. Nutella yedikten sonra canım salatalık çeker. Biyokimya okumak istiyorum. Biyoloji ve Kimyayla ilgili her şey beni büyüler. Ethan molekülüne sahip olduğum için çok mutlu olabilirim.


Ve her gün antremana giderim.

9 yıldır voleybol oynayan bi insanın sevmesi gerekir filan diye düşünüyorsunuz ya, yok öyle bir olay. Her gün antremana gitmekten bıktım resmen. Antremana gitmek zorunda olduğum için çeşitli konserleri kaçırmaktan da bıktım. Geçen başkan kulübe geldi, başkan dediğim de işte  Aziz Yıldıvım. Tüm antrenörler gergindi filan böyle.

Ben de geriliyorum lan, konserden 1 saat önce beni Taksimden döndüren kulübüm beni geriyor. O adamcağız orada Mr. Crowley derken ben aptal hazırlık maçında takılıyordum. Çıkışta gittim. Son parçayı filan dinledim parkın orada. 

Sonra bizimkilerle buluştum Ortaköy'e yürüdük oradan Beşiktaş filan. Anlattılar bana da dediler Ozzy çok iyi oldu çok da güzel oldu.

Ben dünyanın en basit objesiyim, o yüzden kimse beni satmıyor.

Aynı gün Hayyam'a gittim. Hani fotoğrafçılar çarşısı olan. Ya hiç kimsede flaş difüzörü olmaz mı. Kimsede mi olmaz yani. Çok üzüldüm ama elim boş dönmeyeyim dedim Lomo'lara baktım. Fisheye 200 küsürdü çok üzüldüm. Parasızlığın gözü kör olsun dedim ve üzgün bir suratla geri döndüm. 

Siz olmasanız, canlarım yea.

İşte böyle almam gereken bir sürü şey var, yapmam gereken. Bunların hiçbirini de aklıma tutamayan bi adamım. Ya bi insan nasıl rehberindeki neredeyse tüm numaraları ezbere bilir ama yapması gereken şeyler hatırlayamaz.

Şimdi iyi güzel de gelelim Sıkorpiyınza. Karşim o nasıl konserdi öyle ya. Diyebileceğim ilk şey:
Seks.

Bir konserde herkes mi yiyişir ya. Konserle bu kadar mı alakasız olur insanlar. Zaten hiç de güzel konser değildi. Yazmicam o yüzden. Yaziyim diye de yalvarıyordunuz zaten dimi. Setlist ve ses sistemi kötüydü bu kadar yeter.


Odamdaki ses sistemi vallahi daha güzel. Pink Floyd damarım tuttu yine. Süper mutluyum. İlk kez en sevdiği albüm Final Cut olan biriyle tanıştım. O insan varya, o insan, dünyanın en güzel insanıdır benim için.


Biraz sıkıcı oldu galiba. Canım sıkılıyor benim. Hem de çok sıkılıyor.

Tütsü almam gerek, madde-ışık sergisinin bitmesine 3 gün kaldı ve sezonun başlamasına da 2. 

Vaktim yok.