Tuesday, 18 May 2010

Walk With Me In Hell

Aylardır beklediğim, izin almak için annemle bir milyon kere kavga ettiğim biricik Lamb Of God konseri de geçti. Bu kadar harika bir konserin üstüne, bir de dört gözle Unirock'ı bekliyorum şimdi, ama önce Wrath logolu ekstrem havalı biletim ve süper güzel konser günlüğüm:

15 kişilik bir grup konsere gitmek için Taksimde buluştuk

Tabi grup böyle olunca daha en baştan problem çıktı, Mekin ona çarpıp geçen BMW'ye küfretti, adamlar indi kavga çıkıyordu. Şoförun "Neden küfrediyorsun lan, Manisalı mısın?" lafı üstüne Mekin'in Antepli olduğunu öğrendik ve orta yaşlı bir teyzemizin gelip isyan etmesiyle tartışma son buldu, yola koyulduk.

Küçükçiftliğin orada buluştuk falan, bir güzel çimlere konumlandık. Sonra dedik ki kardeşiğm girelim içeri. Bu grup kötü, sırf Pantera cover çalıyorlar bir şey yok diyenleri dumura uğratan bir performansla Black Tooth herkesin beğenisini topladı (Ya da benimkini her neyse.)

Lamb Of God başlangıcından bitişine, Black Label'ın son saniyesine kadar, dinlendirmedi, herkes inanılmaz gaz hayatının konserini geçirdi herhalde. Ya tamam Wacken veya Graspop'a gittiyseniz susuyorum ve ruhumu teslim ediyorum size. Ama yine de şu ana kadar İstanbul'da olmuş en süpersonik konserdi.

Konserin en gaz parçası Now You've diye başlıyordum ki durup düşündüm ve tüm parçalarda aynı modda gaz olduğuma karar verdim. Laid to Rest, Set to Fail de harikaydı. Redneck efsane ötesiydi. Walk with me in Hell zaten, evet evet olabilecek en iyi performanstı kesinlikle. Ses sisteminin düzelmiş olması da gözden kaçmaması gereken bir detaydı.

Ya asıl konser güzel de, çektiğim acıları paylaşmama ne dersiniz? Evet evet duymak istediğinizi biliyorum.

Nasıl olduğunu bilmediğim bir şekilde pogonun ortasındaydım ve bir anda diğer uca uçtum ve ayakkabımın teki bir yere uçtu. (Uçmak sözcüğünü kullananı öpüyorlarmış o yüzden.) Millet tepemde bağırıyor uçuyor falan, ben ne olduğunu anlayana kadar biri elini uzattı kalkayım diye. Beni nereden buldun lan falan derken Çınar beni kaldırdı ayakkabımı bulduk (Abi nasıl hiç bilmiyorum bir adam getirdi galiba) ve pogoya yine girdi.

Konserin geri kalanı boyunca "Pogoda dayak yedim abi ben, uzak duruyorum." diye gezdim ve en az yirmi kez söylemişimdir bunu, ben olsam kendime bir tane vururdum, ama en son beni hala pogoya çağırıyorlardı .

Bugay'ın yanıma gelip "Niye dönmüyor kimse abiiii?" demesi seyircimizin hala circle pit yapmayı bilmediğini bir kez daha kanıtladı. Konuştuğuma bakmayın yapsalar da girmem zaten bir daha.



Bu sefer Yamaç yoktu, ne imza alabildik ne de gördük adamları çıkarken, Yamaç kayıptı daha doğrusu. Bayaa endişelendik aradık falan ama en sonunda döndü yine sağ salim herkes çok rahatladı, sevgilerle.

Madem şimdi siz konser günlüğümün çok süper güzel falan olduğunu düşünüp-aslında konser güzeldi de anlatınca bayaa sıkıcı oldu sanırsam-, buraya kadar okudunuz, size harika bir tavsiye vericem:
Gidin canlı izleyin Lamb Of God'ı ve yanınıza Ben-Gay almayı unutmayın.
Boynum ve belimin inanılmaz ağrımasının yanında, bugün bir de okulun koşusu vardı Belgrat Ormanı'nda iki kilometre. Ormana gittik, anlarsınız ya. ; )

9:49 koştum, konser sonrası moda göre pek de fena değil sanırım.

Belim ve boynumla yaptığım savaşa daha fazla dayanamayarak sizi wall of death'te seviyorum ve yavaşça çileklerimin ve dondurmamın yanına, yatağıma dönüyorum. Nice mutlu konserlere.

Saygılar.

1 comment:

  1. orda olmak varmis:)u got somtin to die for

    ReplyDelete