Wednesday, 12 May 2010

Koskocaman Bir Egom* Var

Hani çok mutlu görünen bir arkadaş grubu vardır ya, işte ben onların içindeki tek somurtan kızım.

Ortamın çok hoş olduğu bir yerde, sigara dumanından rahatsız olup söylenenim.

Arkadaşlarının sigaralarını alıp kıran sinir bozucu insanlar olur ya, o benim işte.

Sokakta gördüğünüz mutlu çiftlerde problemi çıkaranım.

İlgi görmek için trip atanlar var ya, hıh işte benim o.

İnsanları sürekli kıskanıp sinirlerini bozanım.

Kendini bir şey sanıp, saatlerce bile kendi yaptıklarını anlatabilecek olan da benim.

O sinir olduğunuz 1,75lik dolmuşa elli veya yüz milyon veren öğrenci de benim.

Otobüste ters yöne oturup kitap okuyan kız var ya, evet evet hemen şuradaki, benim o.

Hatta şu an bile sadece kendimden bahsederek ne kadar koca bir egom olduğunu bir kere daha kanıtlıyorum. Öyle ama en azından ben kendimi biliyorum. Çoğu zaman insanları rahatsız ettiğimi, çok konuştuğumu saçmaladığımı hepsini biliyorum.

Bak artık "sen beni biliyorsun, ama ben de seni. Kaç kitap, kaç dergi okumadığını, kaç web sitesi görmediğini, kaç mektup yazmadığını, kaç sözünü tutmadığını, kaç filmi, kaç sergiyi görmediğini, kaç akrabanı kırdığını, kaç kez pişmanlık duyduğunu, hakkını vermeyen kaç insana kırgın olduğunu, kaçını bir kaşık suda boğmaya hazırlandığını, kaç ülkeye hiç gidemediğini, kaç sorumluluğunu yerine getiremediğini, kaç gazeteyi açamadan günün bittiğini, kaç potansiyel flörtünü düzemeden ömrünün geçtiğini, kaç aşkı yaşayamadan içinin eridiğini, kaç konseri göremeden sezonu bitirdiğini , kaç meslektaşını, için için sevsen bile kıskandığını, kaç kere ayağına kadar gelen fırsatları harcayıp gittiğini…. Hepsini biliyorum.

Haftalık programında kaç saatinin trafikte, kaç saatinin günlük işler peşinde, kaç saatinin yemek yemede, kaç saatinin domestik ilişkilerde, kaç saatinin dişçide, kaç saatinin bürokratik ve resmi debelenmelerde, kaç saatinin tuvalette, kaç saatinin televizyon seyirlerinde, kaç saatinin rüya alemlerinde, kaç saatinin alışverişte, kaç saatinin önlenemez minimal geyik muhabbetlerinde, kaç saatinin de özel hayat çekişmelerinde geçtiğini de çok iyi biliyorum.

Onun için bana hava atmaya kalkma"**, beni eleştirmeden önce bir de kendine bak. Mecburi mütevaziliğini bilip, onu bile pazarlamaya kalkma, aynaya bak da gör halini. Bana ve çevrendekilere laf edene kadar kendini de eleştirmeyi öğren biraz.

Şimdi içinden bana istediğini de depresifsin de, bunalım takılıyorsun de, gereksiz şeylere sinirleniyorsun de; ama lütfen sonra bir dön ve kendine bak. Hata sende olmasın sakın?

-

*Ego'nun latince ben demek olduğunu bence bilmiyordun mesela.
**Bedri Baykam'ın harika yazısına saygılarımı sunuyorum bir de.


3 comments:

  1. insnn kndini blmesi chok gusel tabiyy. bide antremandn snra tıravesti sachıyla ghelmen ayhrı pir meshele tabiyy. bhütün bunları da ekhlemlishin.

    dha bishürü shey var thabi ama ghitmeliyim

    pay pay

    (özellikle kodlanıp yazılmıştır.)

    ReplyDelete
  2. Antremandan sonra ne bekliyorsun ki, terli oluyorum cancağızım.

    Bayaa da iyi kodlama olmuş yahu, gözlerim yandı, başım ağrıdı okuyana kadar.

    ReplyDelete
  3. son paragraftan sonra murat ince - çek git geldi aklıma direkt. ne alakaysa.

    ReplyDelete