Sunday, 25 April 2010

Öyle bir hikâye ki bizimkisi..


…yaşlı Per Günt ormanda yürürken yerde iri bir soğan görür. Onu eline alır, bakar, kendisini o soğana benzetir. Soğanın her bir yaprağı, hayatının farklı dönemlerindeki Per Günt'tür. Tek tek yaprakları soymaya başlar. En üst yaprak; geyik avında akıl almaz numaralar yapan palavracı Per Günt, bir alttaki yaprak; Norveç'te düğünün orta yerinden gelini kaçıran çılgın Per Günt, bir daha alttaki yaprak; Fas çöllerinde, çalıntı bir atın sırtında, şans eseri bulduğu kral kostümleri içindeki sahte peygamber Per Günt, bir alttakinin altındaki yaprak; Amerika'da akıl almaz işler çeviren, fırsatçı zengin Per Günt. Bu böyle sürüp gider. Per Günt, soyduğu soğan yapraklarının en dibinde bir çekirdek bulmayı, en sonunda hiç değişmemiş, kendi olarak kalmış gerçek bir Per Günt'e ulaşmayı bekler. Ama soğanın çekirdeği yoktur ki! Per Günt eli boş, önünde yere dökülen soğan yapraklarıyla baş başa kalır. O zaman kendine sorar: Ben kimim?


Ibsen'in ölümsüz eseri, Grieg'in in eşsiz müziği. Peer Gynt ne kadar çocuklar için uyarlanmış olsa da gerçekten çok başarılı bir eser olmuş. Her saniyesini pür dikkat izledim, müzikler gerçekten çok etkileyiciydi. Tüm oyuncuları, orkestrayı ve koroporteyi gönülden tebrik ediyorum. Özellikle de biricik Astronot'umu. Oyunun 16 Mayıs saat 15:00'te Levent İş Sanat'ta son bir gösterimi kaldı. Ne kadar çocuk oyunu olsa da bence izlenmeli.

Sunday, 4 April 2010

Venedik Taciri, sana bayılıyoruz.

Evet şu anda Ayşe, Didem ve ben gerçekten korkunç bir durumdayız. Hepimizin yarına Venedik Tacirinden bir tez çıkarıp o tez üzerine edebi makale yazmış olması gerekiyor. Ama imkansız öyle bir şey. Yarın olmasına 13 dakika kaldı. Elimde sadece bir tez ve iki yan yargı var. BİRİ BANA BİR EDEBİ MAKALEYE NASIL BAŞLANDIĞINI SÖYLER Mİ?

Dipnot: Etnik ve dini ön yargılar insan ilişkilerini olumsuz etkiler.
Boru mu bu, Shylock temalı tez buldum size.
Makalemle boğuşmalıyım şimdi.
Hadi iyi geceler.